Yazarlarımız

Aşk tesadüfleri sevmez!

İnsanlığın en büyük problemlerinin başında tartışmasız ‘Aşk’ konusu yer alıyor. Ne oluyor da peki mevzu aşk olunca bir türlü rayına oturtamıyoruz ilişkilerimizi?

Birisi ile tanışıyoruz; başlangıçta her şey yolunda giderken, birden tepetaklak oluyor ve gidişat değişiyor.

Birisi ile tanışıyoruz; ilk an enerjiler uyuşuyor gibi oluyor sonra öyle bir şey oluyor ki kendimizi yine aynı sorunların içerisinde buluyoruz ve yarım kalan bir ilişkiye daha elveda diyoruz.

Birisi ile tanışıyoruz; bu sefer kendi içimizde radikal kararlar alıyoruz aynı hataları yapmama adına ve daha farklı yaklaşıyoruz karşımızdaki insana ama sonuç yine aynı oluyor ve yine bir şekilde istediğimiz gibi olmuyor.

Ve kısır döngü daimi olarak devam ediyor. Kişiler farklı olsa da yaşananlar ve bitişler her zaman aynı oluyor.  Günler, haftalar, aylar, yıllar geçiyor ve dilimizden ‘aşkın imkânsız ve zor’ olduğuna dair cümleler düşmüyor. Hatta öyle bir hal alıyor ki, çevremizde mutlu bir ilişkisi olan çiftleri gördüğümüzde inanmıyoruz. Bu adam bu kadınla nasıl birlikte olur? Şu kadın şu adamla kesin çıkar ilişkisi için birlikte falan filan… sofralarımızın vazgeçilmez muhabbeti haline dönüşüyor.  İşin aslı öyle mi gerçekten? Bence hayır! Tabii ki çıkar üzerine kurulu onlarca ilişki olabilir ama diğer tarafta da gerçekten mutlu olup aşk dolu bir ilişki yaşayan yine onlarca insan var. Nasıl oluyor da bizim bir türlü yakalayamadığımız o aşk dolu  ilişkiyi onlar yaşayabiliyor? Cevap basit; kök nedene odaklanarak!

Kök neden dediğimiz şey, yaşam dersidir. Yaşam dersi ise; başımıza gelen ve sürekli tekrarlanan durumlardan almamız gereken derslerdir.  Mevzu aşk, mevzu kalp olunca ders almak biraz zorlaşıyor tabii.

Yaşam dersini alabilmek için algılarımızın açık olması ve özellikle de kendimize karşı dürüst olmamız gerekiyor.  Karşımıza çıkan her insan bizim birer yansımamız. ( bu durum sadece aşk hayatımızda değil, tüm hayatımız için geçerli )

Yansıma ise; bizde olanın, bir başkası tarafından bize aktarılması demektir. Aktarılan şey bazen tüm bilinçaltı kodlarımız (korkularımız, endişelerimiz, deneyimlerimiz vb.) bazen de en derinimizde sakladığımız, yüzleşmekten kaçtığımız noktalardır.

Mesela bir kişi ile tanışırız ve başta flört enerjisinin verdiği tatlı heyecanla her şey yolunda gibi görünür. Ardından kıskançlık devreye girer, müdahale etmeler devreye girer, kısıtlamalar devreye girer ve bir şekilde ilişki sonlanır. Sonra o insana lanet okumalar, beddua etmeler ya da aşk’ın kendisine küsmeler başlar. Hiçbir zaman mutlu bir ilişki yaşayamayacağımız inancına kapılırız. Oysa yapmamız gereken şey durup düşünmek. Yaşadığım bu durumdan öğrenmem gereken ders nedir? Diye sormak. Bu soruyu tüm kalbimizi açarak sorduğumuzda cevaplar akmaya başlıyor.

Daha önceden bir ilişki yaşamışızdır ve terk edilmişizdir. Tekrardan terk edilme ve yalnız kalma korkusu olduğu için bilinçaltımızda ve bu noktayı iyileştirmediğimiz için yine ona benzer başka bir kişiyi hayatımıza çekmişizdir ve sonuç yine aynı olmuştur, farklı gibi görünse de!

Daha önceden bir ilişki yaşamışızdır ve şiddete maruz kalmışızdır. Tekrardan şiddet görmeme adına kendimizi kapatmışızdır ama bir başkası gelip yine aynı sonuçları yaşatmıştır.

Daha önce bir ilişki yaşamışızdır ve tacize uğramışızdır. Bir başkası girer hayatımıza ve bir şekilde tekrardan tacize uğrarız ve kendimizi aynı noktada buluruz.

Daha önceden bir ilişki yaşamışızdır ve karşımızdaki insan bizi terk edip bir başkası ile evlenmiş olabilir. Ve aynı durumu yaşamamak için kendimize söz vermişizdir ama bir başkası hayatımıza girer ve yine aynı sonucu yaşatır. Ve bu döngü benzer formlarda devam eder.

Sorun karşımıza çıkan insanlarda değil. Bizde, bizim bilinçaltımızda, yüzleşmek istemediğimiz o durumlarda…

Kendimizle yüzleşmezsek benzer durumları ve travmatik sonuçları yaşamaya devam ederiz ama kendimizle yüzleşip, kendimizi olduğu gibi kabul edersek dönüşüm ve mucizeler o noktada kendini göstermeye başlar.

Neler mi olur?

  • Başta kendimizi sevmeye başlarız.
  • Kendimize olan güvenimiz artar.
  • Ne istediğimizi net olarak biliriz.
  • İlişki deneyimlerimizin kalitesi değişir.
  • Işık saçmaya başlarız.
  • Geçmişe bağlı kalmayız.
  • Arınma gerçekleşir ve yeniden doğmuş gibi hissederiz.
  • Beklenti yok olur, saf sevgi devreye girer.
  • Karşımızdaki insana güvenmeyi seçebiliriz.

Sonra ne olur biliyor musun? Müthiş bir aydınlanma yaşarsın ve karşımıza çıkan bu insanların birer tesadüf olduğunu değil, kalbimizin birer yansıması olduğunu anlarsın. Çünkü bilirsin ki aşk tesadüfleri sevmez. Kalbinde ne varsa sana onu sunar tüm çıplaklığı ile birlikte. Seçim gücünü eline alırsın ve yola devam edersin. Dönüp baktığında ise; keşke’leri iyi ki’lere dönüştürürsün.

Dur ve sakin ol. Derin bir nefes al ve geçmişine bakıp;  kaçtığın, yüzleşmekten korktuğun her nokta ile yüzleş. Hepsi birer deneyimdi ve hepsi seni şimdiki sen haline getirdi. Tüm deneyimlerini kucakla ve hepsine teşekkür et. Göreceksin, hakkın olan mucizeler kalbine akmaya başlayacak… Çünkü sen aşk’ın kendisisin ve en güzelini yaşamayı hak ediyorsun!

CAN PERİMCEK/MEDYABEY

Spiritüel Danışman & Yaşam Koçu

İnstagram: cperimcek

Twitter: @canperimcek

Medyabey

Medyabey.com medyayı daha çok da TV ve yerli dizileri odağına alan bir mecradır. Sitemizde dizi haberlerine, dizi eleştiri ve yorumlarına da ağırlıklı olarak yer verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu