Astroloji

Astrolojik hikaye….”Adını Sordum Aşk Dedi”… Ünlü Astrolog Filiz Özkol yazdı

Astrolog Filiz Özkol

ADINI SORDUM ‘’ AŞK ‘’ DEDİ 

SİNAN ( BAŞAK)

EBRU (YAY)

NİHAT( AKREP)

Sinan’ın her zaman başkaları hakkında söyleyeceği o kadar çok şeyi vardır ki.  İtiraz etmeye hazır cümleleri istemese de ağzından bir ok gibi çıkıyor ve karşısındaki kişinin içini delip hatta yanındakileri bile yaralıyordu. Defalarca kendine söz vermiş onlarca kez  dönmüştü sözünden.. Yalnız yaşamanın verdiği hazzı ballandırarak abartıyor ve kendini anlamayan, yaşantısından geçen bir dolu kadını beceriksizlikle suçluyordu.

Eylül henüz sonbahara teslim olmamıştı. Güneşli ve pırıl pırıl bir hava tüm çekiciliği ile insanı doğaya çekiyordu. Uzun süredir üzerinden atamadığı bir can sıkıntısıyla, kararını hızlıca  veren Sinan, eline okuyabileceği bir kitabı alarak, bu cilveli ve işvesi  üstünde olan,  eylül öğleden sonrasını keyifli bir şekilde geçirmeyi planladı.. Her zamanki gittiği yerlerden çok farklı bir yerlere gitmeliydi. Tanımadığı kişilerin arasında kaybolmalı hatta kimliğini hatırlatacak hiç kimseyle karşılaşmadan sokaklarda caddelerde kendiyle körebe oynamalıydı. Henüz yeni alışmaya çalıştığı bir şehirde bu oyunu oynamak çok daha kolay ve zevkli olmalıydı.

Eğlenceli olacağını düşündüğü hayaliyle sokağa çıkmaya hazırlanıyordu..  Pencereden gelen, sokakta alışılmışın dışındaki gürültülerle birden telaşlandı. Şehrin merkezinde oturmanın verdiği keyif, bazen böyle kabusa dönüşebiliyordu. Evini seviyordu. Titiz ve detaycı yapısının ona kazandırdığı güzelliklerden biriydi evi.

Ankara’dan İstanbul’a gelirken ne çok düşünmüş ve koskoca bir şehrin her kilometre taşını adeta matematiksel bir şeklide incelemişti. Düzeni ve sakinliği sevdiği kadar, yaşamın tam ortasında olmayı istiyordu. Eski bir arkadaşı kendisinden çok daha evvel gelmişti bu şehre ve onun kendisinin hayatını kolaylaştıracağını umarak, yardım istemişti. Birlikte tüm şehri günlerce dolaşmışlar,  tam Sinan’ a uygun cihangirde bir çatı katı bulmuşlardı. Entelektüellikten hoşlanan Sinan için iyi bir yerleşim yeriydi. Üstelik yıllarca Ankara’nın soğuk ve fazla düzenli  yaşantısından sonra bu semtin  kendisine iyi geleceğini düşünüyordu..

Duşa girmekten vazgeçip, hızlıca giyindi. Nedenini çözemediği bir heyecan kapladı içini. Belki de farklı bir duygunun  kapısını çalmaya hazırlandığını hissetmişti…. Beş katlı apartmanın merdivenlerini hızlıca indi.

Dış kapıya geldiği zaman,  kendini çok fazla da şaşırtmayan bir manzarayla karşılaştı. Uzun yıllar bekar yaşamanın verdiği alışık  bir durumdu. Merdivenlerde oturmuş, oldukça güzel bir kız ağlıyordu.

Sinan’ın ilk ürkekliği geçtikten sonra, sessizce merdivenlere adeta çökercesine oturdu. Bir müddet hiç konuşmadılar. Kız hafifçe başını kaldırıp, gülümsedi. İşte o anda Sinan için bir şeyler başlamıştı. Garip bir güzelliği vardı kızın. İnsanı içine çeken ve sürekli gözlerine bakma duygusu uyandıran bir his. Yalnızlığı seven ve aşk karşıtı olan Sinan çok çabuk kendini topladı ve komik bir şekilde ‘’ herhalde oyuncusunuz ve merdivenlerimi dekor olarak kullanıyorsunuz ‘’

‘’ Rol yapıyor gibi bir halim mi var’’

‘’ Bilmem.. kadınların bin bir halini bilirim. Neden olmasın diye düşündüm’’

‘’ Biriniz farklı olsun .. Adım Ebru.. Biraz öncede beni ağlatan sevgilim Nihat.  Hasta bir kıskançlığı var. Yine bitmeyen kavgalarımız ve işte gördüğünüz gibi..

‘’ Sizi çok seviyor olmalı.. ‘’

Sinan kıza baktı.  Kız Sinan’a.  Hiç konuşmadan öylece kaldılar… Sessizliği bozan ilk Sinan oldu.

‘’ Bir yerlerde bir şeyler içelim,  konuşuruz. Çok iyi dinleyiciyimdir. Birden söylediği sözlere takıldı .. Şimdiye kadar birlikte olduğu tüm kadınlar onları dinlemediğinden yakınmışlardı. Şimdi yabancı bir şehirde, birkaç dakika öncesine kadar hiç tanımadığı bir kızı dinlemeye hazırdı. Bu durum kendine  bile tuhaf geldi. Hemen toparlandı ve sakin bir sesle;

‘’ tabii istersen ‘’ …Kız hızlıca cevap verdi…’’ Bu binada oturuyorsan sana gidebiliriz. Nihat bir yerlerde olabilir. Korkuyorum beni çok hırpalıyor. Oysa onu çok seviyorum. Bir türlü sevgimi anlatamadım. Bir gün onu bırakıp gideceğimi söyleyip duruyor. Oysaaa…

Sinan kızın sözünü hızlıca kesti

‘’ Oysa…. hepimiz bir gün birimizi bırakıp gidebiliriz.. Yaşamın kuralı bu. Kimse kimseye ait olamıyor, nedenini çözemediğimiz yalanlarla hem kendimizi hem karşımızdakini oyalıyoruz. Gerçekten aşk var mı? Biz birilerine ait olmak zorundamıyız ?

‘’ Evet ait olmak zorundayız. Yoksa yaşamın ne anlamı kalır ki??  Kendimi boşlukta hissetmek istemiyorum. ‘’

Ebru konuştukça konuşuyor. Nihat’a söyleyemedikleri her şeyi Sinan’a söylüyordu. Sinan’da başka kadınlarda duymak istemediği birçok konuyu Ebruda dinliyordu. Garip bir çelişki ve ilginç bir ilişki doğmuştu aralarında…

 

Unutmak istediğiniz çok şeyi; bir gün birisi aniden karşınıza çıkıyor ve  tüm duygularınız geri tepiyor ve bir bir hatırlıyorsunuz. Kaçmak istediğiniz tüm tuzakların kucağına düşüyorsunuz. Kimseye söyleyemediğiniz duygular dillenip dudaklarınızdan hızlıca dökülüyor. İtiraflarınızın sonu gelmedikçe hatalarınızla sevaplarınızla soyunmaya başlıyorsunuz Ve bir yabancının karşısında savunmasız çırılçıplak kalıyorsunuz. Senin olmayacak birine teslim oluyor ve asla sahip olamayacağınız birine kendinize bile itiraf edemediğiniz bir duyguyla bağlanıveriyorsunuz. Hesapsız kitapsız koşulsuz bir sevgi seli içinde yıllarca arayıp ta, bulamadığımız bu duyguları her hangi bir zamanda herhangi bir şekilde, herhangi biri, sıradan bir günde, olağan bir şekilde size tattırıyor. Değişiyorsunuz. Değiştiriliyorsunuz. Sizi sinsice ele geçiriveriyor.…kabul etmeseniz de adı ‘’ aşk ‘’ oluyor.

 

Saatler sonra, Ebru Sinan’ın balkonundan Kabataş’tan kalkan gemileri izlerken hala bıkmadan konuştuklarını fark ettiler. Sinan her geçen dakika nedenini çözemediği duygularla Ebruya bağlandığını hissediyor ama adını koyamıyordu.

Birden telefonunun çalmasıyla irkilen Ebru koşar adımlarla kalktı ve hızlıca çantasından çıkardığı telefonda heyecanla konuşmaya başladı..

‘’ Bende seni seviyorum Nihat.  Söz.. geliyorum nerdesin..’’ Bu kısacık cümleler Sinan’ın içine yumruk gibi oturdu. Oysa ne çok ayrılıklar yaşamıştı. En travmatik olanlarında bile, bu kadar yüreği burkulmamıştı. Aşkın matematiğinin  çok farklı olduğunu görüyordu. Bu güzel cihangir gecesi, Kabataş vapuru, uzaklarda çalan kısık sesli bir kadının söylediği Latin müziği ve eylül akşamı… Arkasını döndüğünde merdivenlerden hızlıca inen Ebrunun topuk sesleri. Sinan’ın yaşamını değiştiren bu gece, ve yıllar sonra bile hatırlayacağı bu duygunun, bir ömür boyu bir çok kadında öğrenmediği aşkı ona öğreten Ebrunun adını, bir daha asla unutmayacağını  bilerek  uzaklara daldı gitti….Ve her duyduğunda yüreğine saplanan’’ historia  de un amour ‘’ şarkısını.….

 

İNSAN;

Birini sevmeli

Birine güvenmeli

Birine anlatmalı

Birini anlamalı

Birini kaybetmeli

Ve var olduğunu bilmeli…

 ASTROLOG FİLİZ ÖZKOL / MEDABEY

Medyabey

Medyabey.com medyayı daha çok da TV ve yerli dizileri odağına alan bir mecradır. Sitemizde dizi haberlerine, dizi eleştiri ve yorumlarına da ağırlıklı olarak yer verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu