Kültür-SanatSinema

Hangi yazarlar bugünkü yazılarını Semih Kaplanoğlu’nun “Buğday” filmine ayırdı?

Medyanın tanınmış simalarının bugünkü yazılarında ünlü ödüllü yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun son filmi Buğday’ı gündemlerine taşımaları dikkatlerden kaçmadı. Star gazetesinden Fadime Özkan, Serdar Akbıyık, Yenişafak gazetesinde Leyla İpekçi ve İsmail Kılıçarslan Buğday filmiyle ilgili düşüncelerini paylaştılar. Ünlü sinema yazarı Atilla Dorsay da T24 sitesinde “İlk ciddi bilim-kurgu denememiz ve bir Sufi bakışı” başlığı ile Buğday’ı yazmıştı.

Semih Kaplanoğlu tarafından yazılıp yönetilmiş bilim-kurgu türündeki siyah-beyaz sinema filmi olan Buğday, 12 Ağustos 2017 tarihinde vizyona girmişti.

İşte, Buğday’ı kaleme alan yazarların yazılarından bazı kesitler:

Yenişafak yazarı Leyla İpekçi: “Buğday’ın nefesiyle!”

“İşte bu hafta gösterime giren Buğday filmimizin (ki eşim yönetmen Semih Kaplanoğlu ile birlikte yazdık senaryosunu) temelinde tam da bu var: Bilginin bilimsel manevi diye ikiye bölünmesiyle oluşan yanılsamaların nefesimizi nasıl kestiği.. Bizi helak olmuş şehirlere, modern kadavra medeniyetlerine nasıl mahkum ettiği… Nefesi aslımızdan çektiğimizi idrak edebilmek için nasıl üzerimizdeki benlik kabuğunu kırabileceğimizi… Adım adım, hece hece, seve seve…

………………

Evet gerçeği tabir etmek demişken Buğday’daki “nefes mi buğday mı” sorusunun cevabı bütün ikilikleri içeren bir sırra döndürecek kendini beyazperdede izlemeyi isteyenlere!

Yenişafak yazarı İsmail KIlıçarslan: “Yeni bir sinema dili: Buğday”

“Fakat Semih Kaplanoğlu bunu kırmayı başarmış durumda Buğday’da. ‘Bütünüyle Müslüman bir zihnin elinden çıktığı çok net anlaşılan bir film yapılsa neye benzer?’ sorusunun cevabını büyük bir netlikle veriyor hepimize. Ve hayır, Buğday’ın konusundan değil, anlattığı meseleyi ele alış biçiminden söz ediyorum.

Konusu, tekniği, anlatımı da çok başarılı elbette Buğday’ın… Bilhassa Kaplanoğlu’nun ünlü Rus yönetmen Tarkovski ile bir çeşit hesaplaşma yaşadığı başlangıç sahneleri falan amiyane tabirle ‘efsane.’ Lakin teknikten, konudan, anlatımdan çok daha önemlisi var Buğday’da: Bir imkân olarak Müslümanların film yapması meselesi artık mümkündür.”

……………………

“Oysa Semih Kaplanoğlu neredeyse devrimci bir yaklaşımla ‘kendi zihnine’ yani ‘bir Müslüman’ın zihnine’ uygun bir film yapmanın peşine düşmüş görünüyor Buğday’da. Mesaj vermeden, vaaz çekmeden sadece ‘var oluşu’ ve ‘var kalışı’ ile Müslüman bir film.”

…………………..

“Bunun ne denli kıymetli bir çaba olduğunu anlamanın yolu ise çok basit. Dün itibariyle vizyona giren Buğday’ı izlemek. Emin olun ‘İslamileştirmek’ dediğimde ne kastettiğimi, ‘bir Müslüman’ın yaptığı film’ derken ne kastettiğimi şıp diye anlayacaksınız.

Bir de tabii filme yapılan bazı eleştirilerin, hatta filmi engelleme çabasına girişen bazı merkezlerin niçin rahatsız olduğunu da anlayacaksınız filmi izlediğinizde. ‘İslamileştirmek’ her zaman yönetilebilir bir şeydir. ‘Müslüman zihin’ ise ‘modern olanla yaralı bilinç’ için ancak düşmanlık yaparak mücadele edilmesi gereken bir ‘sorun’dur.

Bu başyapıta ‘bilime karşı dogmayı savunuyor’ diyen hödükler ne dediğimi anlamayacaklar ama olsun; ben yine de söylemiş olayım. ”

Serdar Akbıyık: “Çağrı-Message bir bilim kurgu olarak çıktı”

“Türk sinemasında daha önce görülmeyen kıyamet sonrası düzeni hayal eden Kaplanoğlu, bu yolculuğun ruhani tarafına yoğunlaşarak dünya standartlarında da pek rastlanmayan bir derinliğe karıştırıyor. Yıllardır inanç filmi olarak Türk sinemasının yeni bir şey üretmediğinden yakındık durduk. Bir bilim kurgunun içine yerleştirilmiş gerçek bir inanç filmi var elimizde. Yabancı türdaş filmlerden çok daha umut besleyen, izleyicisine gelecek için el açan ve ümit veren, hatta bu anlamda inanca çağıran bir yapım Buğday.”

Fadime Özkan: “Buğday”

“İrfani arayışın bir ürünü Buğday. Konu distopik, film siyah beyaz. Yakın ve belirsiz bir zamana, tek otun bitmediği, tek canlının yürümediği, toprağın öldüğü bir evrene açılıyor film. Kalan son toprak üzerine kurulu “şehir”e ise sadece kusursuz çocuklar kabul ediliyor. Cömertliğine, bereketine alıştığımız tabiattan eser yok. Yapay tohumlar arıza veriyor. Yok oluşun yaklaştığı noktada kahramanımız var oluşun kaynağına doğru bir yolculuğa çıkıyor.”

Buğday, felsefeye, varoluşa ve mana sinemasına ilgi duyanların mutlaka izlemesi gereken usta işi bir film.”

ATİLLA DORSAY DÜN YAYINLANAN YAZISINI BUĞDAY’A AYIRDI

Ünlü sinema yazarı Atilla Dorsay da dünkü yazısında Buğday filmini değerlendirdi. İşte, Dorsay’ın yazısından bazı kesitler:

“Bu, sinemamızda yapılagelmiş ilk ciddi bilim-kurgu denemesi. Elbette Dünyayı Kurtaran Adam, Turist Ömer Uzayda vb. Yeşilcam uçukluklarını ya da G.O.R.A ve A.R.O.G. gibi Cem Yılmaz fantezilerini biryana bırakırsanız…Bu bile çok önemli değil mi?”

………………..

“İçinde “Hep bir rüyadayız. Ölünce uyanacağız” gibi şiirsel sözlerin uçuştuğu filmde asit yağmuru, satıhta yüzen cesetlerle dolu su, terkedilmiş mahalleler, sonsuz dağlar ve kayalıklar gibi sahneler çok sinemasal. Sonlarda ise vahşi güzelliğiyle Kapadokya filme ideal bir dekor sağlıyor. .”

…………

“Yine de kolay bir film değil bu… Seyirciden sabır istiyor, yoğunlaşma talep ediyor, gösterilenin gerisindekini kavramak için hayal gücüne başvuruyor. Ancak bunları yapabilenler belli bir keyif alabilir.

Finali yorumlamak ise benim haddimi aşar!…O üstten çekilmiş geometrik görüntünün ne anlama geldiğini ilk karşılaşmamızda Semih’e soracağım!..”

 

 

Medyabey

Medyabey.com medyayı daha çok da TV ve yerli dizileri odağına alan bir mecradır. Sitemizde dizi haberlerine, dizi eleştiri ve yorumlarına da ağırlıklı olarak yer verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu