Yazarlarımız

Nazara inanmak doğru mu?

Nazar denilen şey gerçek mi diye sorduklarında her zaman cevabım; hurafe! Oluyor. Hurafe diyorum çünkü bu zamana kadar bize nesilden nesile, dilden dile aktarılan koca bir saçmalık silsilesi!

Hepimizin yakından bildiği ve bize öğretilen nazar durumlarına birlikte bakalım.

  • Başına iyi bir şey geldiğinde herkese söyleyip dillendirme, nazar değer.
  • Çok istediğin bir şey varsa olmadan sakın kimseye söyleme, nazar değer ve olmaz.
  • Mutluluğunu herkesle paylaşma, nazar değer.
  • Güzel bir ev ya da araba aldım aman nazar değmese bari.
  • Özenli bir şekilde giyindim, göze geleceğim nazar değecek.
  • İlişkim çok göz önünde nazar değecek. Vb.

Yukarıda öğretilen cümle kalıplarının hepsi bize öğretilen, dayatılan teee atalarımızdan gelen saçmalıklar. Neden mi? Çünkü hayatta her şey bir enerjidir ve her enerjinin kendine has bir titreşim frekansı vardır. Ve biz neye inanıyorsak yaydığımız titreşim frekansları kendine uygun gördüğü enerji frekansı ile birleşiyor, yani kendine çekiyor.

Hal böyle olunca da bilinçaltımızdaki bu ‘nazar’ saçmalığı kodları doğal olarak gerçekliğini hayatımızda gösteriyor.

  • Harika bir haber alıyoruz ve bunu doğal bir şekilde sevdiklerimizle, yakınlarımızla paylaşmak istiyoruz ve paylaşıyoruz. Sonra ne oluyor? Sevincimiz kursağımızda kalıyor ve nazar değiyor.
  • Çok istediğimiz bir şey var, başarı ya da bir hedef ve olmasına ramak kala çevremizle paylaşıyoruz. Sonuç? Hevesimiz kursağımızda kalıyor ve olacak gözüyle baktığımız şeyler olmuyor, nazar değiyor.
  • Özene bözene hazırlanarak bir partiye ya da düğüne gidiyoruz ve çok güzel ve ışıltılı olduğumuz için kıyafetimizin bir taraflarına bir şeyler oluyor, nazar değiyor. Vb.

Üzülmeyin, hepimiz bu inanç kalıpları ile büyütüldük.( Türkiye ve özellikle Müslüman toplumlardan bahsediyorum.) Benimde hayatımın büyük bir bölümü bu inanç kalıpları ile geçti, geçemedi.

İnandığımız nazar öyle bir şey ki, tam olarak ne olduğunu bilmesek te inanıyoruz ve hayatımızda deneyimliyoruz. Fakat ne hikmetse dünyaca ünlü, göz önünde olan starların başına nedense bu tarz şeyler gelmiyor. Madem bu nazar enerjisi gerçek neden televizyonlarda izlediğimiz insanların başına bir şey gelmiyor? Magazinlerde sürekli parası ya da başka bir şeyi ile gündemde olan insanları izliyoruz ama bakıldığında onlar hayatlarını mutlu mesut yaşıyor. Bir ayakkabıya milyarları veren sanatçılarımızın magazine çıktıktan sonra ya da ertesi zamanlarda pırlantalı ayakkabısı patlıyor mu? Hayır!

Nazar kelimesini bir kenara bırakıp enerjiye geri dönelim. Artık hayatta her şeyin bir enerjiden ibaret olduğunu hepimiz biliyoruz, bildiğimizi varsayıyorum.

Enerji denilen şey iki kutuptan oluşmaktadır. Pozitif ve negatif enerji. Fiziki boyutta insan figüründe olan varlıklarda da bu ikisi mevcuttur. Kimisi pozitif enerjili iken kimisi de negatif enerjilidir, çevrenize bakın göreceksiniz. Hatta yeni birisi ile tanıştığımızda ilk söylediğimiz şey şu olur; ne güzel bir enerjin var öyle! Bu pozitif enerjidir. Yahut, yeni tanıştığımız kişinin enerjisini negatif hissederiz ve bir türlü o kişiye ısınamayız çünkü enerji bizi iter. İşte dikkat etmemiz gereken nokta tam da burasıdır.

Başımıza ne geliyorsa bu negatif enerjili insanlar yüzünden geliyor ve buna biz izin veriyoruz. Negatif enerjili insanların, hayatımıza özel alanımıza dâhil olmasına izin veriyoruz. Şöyle ki; çevrenizde sürekli bir şeylerden şikâyet eden, hayatında istediği şeyleri yoluna sokamayan, dramdan beslenen negatif insanlar illa ki vardır. Aile, akraba arkadaş, sevgili… Bu insanlarla geçirdiğimiz süre zarfı ne kadar fazla olursa o insanların içinde bulunduğu negatif enerjiyi kendimize çekme durumumuz da o kadar yüksek ve fazla olur. Siz istediğiniz kadar pozitif enerjide kalın, karşınızdaki insan-lar sürekli negatif enerjide ise sizi her zaman olumsuz yönde etkileyecektir ve hatta çoğu zaman bunun farkına varamayacaksınız.

Bu durumu sobaya benzetiyorum ben. Yanan bir sobaya ne kadar fazla yaklaşırsan ve yakın mesafesinde ne kadar uzun süre kalırsan yanmaya başlarsın. Uzaklaşıp mesafeni ayarladığın zaman ise seni asla yanma seviyesinde etkileyemez çünkü alanını korumuş olursun.

Hayatlarımızda yapmamız gereken şey; enerjisi düşük, negatif insanlardan uzaklaşmak! Burası çok gaddarca görünebilir fakat hiç kimseye kendisi istemediği sürece yardım edemezsiniz. Siz sabaha kadar da anlatsanız pozitif enerjide olması gerektiğini, bir kulağından girip diğerinden çıkacaktır. En iyisi uzak durmak, kendiniz için!

Ortalama sekiz yıl İstanbul’da yaşadığım dönemlerde inanılmaz bir çevrem vardı. Her kesimden her enerjiden insanlar. Son üç yıldır ise bu insanların içlerinden eleme yapmak zorunda kaldım çünkü benim kişisel enerji alanımı olumsuz yönde etkilemeye başlamışlardı. Bakıldığında ise hepsi özünde temiz ve iyi niyetli insanlar fakat bir araya geldiğimizde basık ve negatif enerjileri beni bir süre sonra düşürüyordu ve ortamdan uzaklaşmadığım anlarda ise baş ağrısı yapıyordu. Sonra, bu işin böyle olmayacağına karar verdim ve neredeyse hepsiyle arama bir mesafe koydum. Bu eleme mesafesini belirlerken şunları göz önünde bulundurdum; arkadaşıma pozitif enerjiden bahsettim mi? Evet. Arkadaşıma destek oldum mu? Evet. Arkadaşım kendisi için bir şey yapıyor mu? Hayır. Hangi arkadaşım, hangi insan sürekli bana trip atıyor sitemde bulunuyor? Şunlar bunlar. O zaman yapılacak tek şey uzaklaş Can!

Aynı durum akrabalarım ve çekirdek ailem için de geçerli. Baba tarafımızla yıllardır içli dışlı iken son iki yıldır amcamın küçük oğlu dışında hiçbiri ile iletişimde değilim. Hepsi son derece negatif, ruhu çirkinlikten beslenen insanlar. Özellikle de babaannem ve halam. Halama yıllarca pozitif enerjiden bahsettim, enerji çalışmaları yaptım, kitaplar verdim fakat sonuç hiçbir zaman değişmedi. Üzerine babamı dolandırdı. ( yazımı okuduktan sonra kusura bakma babacığım, ben pozitif hissedemiyorum onlarla ilgili.)

Kendi ailemiz içerisinde de negatif bir durum olduğunda annemi ve babamı alıyorum karşıma ve konuşuyorum. Rahatsız olduğum konuları belirtiyorum ve birlikte bir çözüm yoluna gidiyoruz. En büyük şanslarımdan birisi ki babam ile frekanslarımız aynı, her konudan sabaha kadar sohbet edebiliyoruz.

Yani siz siz olun; ‘nazar’ kelimesine ve batıl inanç kalıplarına inanmak yerine hayatınızdaki negatif insanları çıkartın. Bir şekilde bulun yolunu. Sonra ortada nazar mazar kalmayacak ve her şey pozitif yönde ilerlemeye başlayacak göreceksiniz. Ve asla yalnız değilsiniz, sizi seviyorum biliyorsunuz!

Not: yazıyı okuduktan sonra instagram sayfamda bulunan yazının fotoğrafı altına bir adet kırmızı kalp bırakmanızı rica ediyorum ki okuyanları görebileyim.

CAN PERİMCEK/MEDYABEY

SPİRİTÜEL DANIŞMAN & YAŞAM KOÇU

Instagram: cperimcek

Twitter: @canperimcek

Medyabey

Medyabey.com medyayı daha çok da TV ve yerli dizileri odağına alan bir mecradır. Sitemizde dizi haberlerine, dizi eleştiri ve yorumlarına da ağırlıklı olarak yer verilmektedir.

Bir Yorum

  1. Yaaaa can severim senin dürüstlüğünü samimiyetini Sevgilerimle başarıların çokçokkkk daim olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu