Yazarlarımız

Netflix’in yeni Türk dizisi Aşk 101’i sevdik mi? / JALE ŞEN yazdı..

24 Nisan’da gösterime giren Netflix’in yeni Türk dizisi Aşk 101’i dün izledim ve” ilk bölümü bir izleyelim bakalım beğenmezsem bırakırım” deyip de başladığım dizinin ilk sezonunu bir gecede bitirdim. Gençlik dizisi olmasından sebep pek de ilgimi çekmedi aslında dizi ilk yayına girdiğinde. Ama bir yandan da hakkında bunca kötü eleştiri varken izleyip görmem de gerekiyordu. Zorla oturduğum ekranın karşısından cidden abartmıyorum kalkmak istemedim. Aşk 101 gerçekten iyi bir iş olmuş.

Senaristinin Meriç Acemi, yönetmenlerinin Ahmet Katıksız ve Deniz Yorulmazer olduğu Aşk 101 ekibi, sinematografisi, müzikleri, kurgu ve senaryosuyla gayet kaliteli bir iş çıkartmiş ortaya. Özellikle oyuncu seçimlerini çok yerinde bulduğum Aşk 101 hiç takılmadan, her sahnesiyle su gibi akıp gidiyor. Her bölüm bittiğinde diğer bölüme heyecanla geçiyor, olacakları merak ederek kah gülüp kah hüzünlenerek izliyorsunuz. Bununla birlikte dizide aynı zamanda yüksek dozda şiddet, kan ve küfre de maruz kalıyorsunuz. Yani Aşk 101 her şeyin aynı anda fazla fazla yaşandığı bir dizi. İçinde herşey var ve bu herşeyi yerli yerinde vermeyi başarmış. Heyecan ve merak dozu bir an düşmüyor dizide.

17 yaşlarındaki beş lise öğrencisinin okulu birbirine katan, haylazlık tabirinin çok masum kalacağı çeşitli atraksiyonlarına, onları okuldan atmaya çalışan okul yönetiminin ve öğretmenlerin bu gençler ve birbirleriyle olan sürtüşmelerine ve tabii ki aşka tanık oluyoruz dizide. Tanık olduğumuz diğer şey de genç oyuncuların muhteşem oyunculukları. İlk kez Karagül’de izleyip çok yetenekli bulduğum Mert Yazıcıoğlu Sinan karakteriyle çok iyi iş çıkartmakla birlikte, Kubilay Aka Kerem, Alina Boz Eda, İpek Filiz Yazıcı Işık ve Babil’den bildiğimiz ve oyunculuğunu çok beğendiğim Selahattin Paşalı Osman karakteriyle cidden iyi iş başarmışlar. Okul müdürü Necdet bey olarak izlediğimiz Müfit Kayacan yine zevkle izlediğim bir karakter çıkartmış ortaya. Ali İl canlandırdığı kurnaz, yüzsüz ve şerefsiz nişanlı rolünde beni benden aldı, çok iyiydi gerçekten. Bu deli beşliye her daim arka çıkan öğretmen Burcu rolüyle Pınar Deniz o naif, idealist öğretmen tiplemesini çok iyi göğüslemiş.

blank

Tüm Bunlarla Birlikte…

Tüm bu sevdiğim ve beğendiğim yanlarıyla birlikte saçma bulduğum pek çok sahne de vardı dizide. Sınıfra Eda ile uygunsuzşekilde yakalanan öğretmenin olduğu sahne mesela. Öğretmen görevinden atıkırken Eda’ya hiç birşey olmaması ve bunu öğrencilerin öğrenmiş olmasına rağmen Eda’nın hakkında hiç kimsenin laf etmeyişi tuhaftı. Sanki çok doğal ve kabul edilir bir durummuş gibi davranıldı ki ben bunu kendi açımdan söylemiyorum. Kendi öğrencilik dönemlerinizi gözünüzün önüne getirirseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Sonraki sahnede Sinan’ın öğretmenin gözünün içine bakarakiçki içebiliyor olması da tuhaftı. Öğretmenin sadece bir baş işaretiye tepkisini göstermesi ve Sinan’ın rahat tavrı garip kaçmıştı. Kerem’in biröğrencinin kafasına anfiyi geçirmesi fazla abartılı geldi ki çocuğa hiç bir şey olmadı normalde hastanelik olması gerekirdi. Sonrasında okulun salon sahnesinde çıkan yangınla birlikte hareket katılmaya ve aslında tüm bu olanlarla beraber bu fazlaca delişmen, diğerlerine göre sorunlu tabir edebileceğimiz gençlerin ne denli sorun cıkartan tipler olduğunu göstermek için yapılmıştı. Fakat iste biz bunu izlerken olayın bu kısmının daha farklı şekillerde yapılmasını bekledik. Senaristin yapmaya çalıştığı şeyle izleyici bu sahnelerde birleşemedi. Burada karakterler seyirciye yavaş yavaş tanıtılsaydı, mesela her bölümde bir karakter işlenerek devam edilseydi bizim de daha normal algılayabileceğimiz durumlar cıkacaktı ortaya. Yani karakterlerin hepsinin ne olduğunu aynı anda hızlıca verip esas konu bu değil gibi bir kanı oluşturuldu kafalarda. Bu en beğenmediğim, acemice ve saçma bulduğum kısım oldu.

Bir de bu muhteşem beşli okul çıkışlarında da sonradan yine bir araya geliyorlar gün içinde. Fakat saatler sonra bir araya geldiklerinde de üstlerinde hala okul formaları var. Bu durum her bölümde okul formalarını yaktıkları sahneye kadar böyle devam ediyor. Allah aşkına bu çocukların okul formasından başka kıyafeti yok mu?

İçlerinden Işık adlı arkadaşlarının ailesi oldukça tutucu, kızlarının akşamları dışarıya çıkmasına karşı bir aile. Bir konser için dışarıya çıkmasına izin almaya hep birlikte gidiyorlar, türlü namelerle izni zar zor koparmayı başarıyorlar. Fakat bu tutucu aile kızı Işık’ı daha sonraki her ‘akşam dışarıda’geçirilen sahnelerde görüyoruz. Rahatça çıkıyor yani ve geç gidiyor eve filan. Aileyle hiç sürtüşme sahnesi yok mesela buralarda. Bu da biraz garipti. Yine es geçilmiş, biraz ‘hızlandırılmış’ sahnelerdi bunlar da.

Diğer başka eleştiriler üzerine…

Diziyi izleyen bir arkadaşım dizide çok küfür olduğunu ve bunun da kendisini fazlaca rahatsız ettiğini söylemişti. Bazı izleyicileri evet bu durum rahatsız etmiş olabilir ama bence küfür dozu iyi ayarlanmıştı. Dizide küfür kullanılmasının sebebi, gençlerin cidden kendi aralarında daha çokça olmakla birlikte normal hayatlarında bunu normalize etmiş olmaları. Bu küfür durumu kendi aralarında geliştirdikleri birbirlerini anlama dili olmuş bir nevi. Ve biraz isyan biraz da kendini ispat şekli.  Benim evimde de şu an yan odada bir ergen var ve gençlerin bize tuhaf gelebilecek çoğu durumuna şahitlik ederek yaşıyorum mecburen.

Diğer eleştiri de dizide şiddet dozunun abartılı olduğuydu. Şiddetin dozu olmaz. Şiddetin kendisi zaten bu. Abartılısı, abartısızı, azı, çoğu olmaz şiddetin. Evet Aşk 101’de bolca şiddet, kavga, dövüş sahnesi izliyoruz. Bu durumun gençlere kötü örnek olabileceğini savunanlar oldu. Şiddeti asla savunmuyorum  ama içinde bu duruma eğilimi olan kişinin zaten bunu izleyip örnek alma durumu diye bir şey söz konusu değildir. Örnek almaya ihtiyacı yoktur yani, o zaten öyledir. Ve dizinin eşcinselliğe övgü yaptığı, ahlaka aykırı bir dizi olduğu şeklinde eleştirildi. Ben dizide eşcinselliğe övgüyle ilgili tek bir sahneye dahi rastlamadım. Bu neye dayanarak söylendi hiç anlamış değilim. Ayrıca Netflix ücretli bir platform. İzleyip izlememek sizin elinizde.

Bitirirken…

Aşk 101’le ilgili olarak en son söyleyebileceğim iki şey var ki birincisi Burcu öğretmenin bu beş gencin aşırılıklarından dolayı okuldan atılma oylaması öncesinde yaptığı konuşma sahnesi çok güzeldi. Bu söz konusu gençlerin bazı şeyleri evet tasvip edilir olmamakla birlikte neden yapıyor olduklarına ve bu durumda bu gençleri görmezden gelmek yerine anlamaya çalışmak gerektiğiyle ilgili bir sahneydi ki cidden iyiydi. İkinci söyleyeceğim şey de sinematografisiyle ilgili olarak. Evet genel olarak çok beğendiğim sahne çekimleri içinde en en en iyisi laboratuvardaki kavga sahnesiydi. Gerçekten çok iyiydi.

Yazı oldukça uzun oldu farkındayım evet neden bilmiyorum aslında sebebini belki de benim gençliğimi de biraz bana hatırlattığından sevdim sanırım Aşk 101’i ve sanki istediklerimin tümünü yazamadım gibi bir histeyim şu an.

Kötü eleştirileri boş verin. Dizi güzel. İzleyin.

JALE ŞEN / MEDYABEY

jaleshen@gmail.com

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu