Yaşam

Türkiye’de İngilizce Bilen Kişi Oranı Nedir?

İnsanoğlunun dil ile ilişkisi doğmasıyla başlar. Dil, tarih boyunca insan ilişkilerini hep etkilemiştir ve her zaman ilk sıradadır. Dilsiz bir toplum hayal bile edilemez. Dil insanoğlu için vazgeçilmez bir araçtır. Peki, biz bu dile ne kadar önem veriyoruz? Araştırmalara göre dijitalleşen çağla beraber iletişim azaldı. Peki, iletişimin azalması dili nasıl etkiledi? Türkiye’de dil kullanımı nasıl? Yabancı dil biliyor muyuz?

Bu gibi sorular her ne kadar akademik camiada daha fazla dikkat çekse de herkesi yakından ilgilendiren bir konudur. Ankara Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezi (TÖMER) Türkçe Bölüm Başkanı Halil Çağlar’a göre Türkçe dünyadaki en kolay dillerden biridir. Bunun yanı sıra diğer dillere nazaran iletişim ve anlaşılmak Türkçe’de kolaydır. Ayrıca bir Türk’ün günlük kullandığı kelime sayısı ortalama 400’tür. Bu oran diğer dillere nazaran hayli düşük.

Her ne kadar Türkiye’de dil üzerine yapılan araştırmalar az olsa da, dünya genelinde Education First tarafından 2018 yılında yapılan bir araştırma bulunmakta. Bu araştırmada dünya genelinde ülkelerin sahip olduğu İngilizce Yeterlilik Belgesi oranı incelenmiş. Bulgulara göre ilk sıralarda İsveç ve Hollanda bulunmaktadır. Türkiye ise bu 88 ülke arasında 73.sıradadır. Yapılan araştırmalar aynı zamanda Türklerin İngilizce bilme oranının gitgide düştüğünü gösteriyor. Türkiye’de yabancı dil bilmeyen insan oranı 2007’de %75.5 iken 2011’de %81.8’e yükselmiştir. Yüzde 6,3’lük bir artış söz konusu.

Yine Education First tarafından 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre Türkiye İngilizce bilme oranında 3 senede 28 sıra geriye düşmüştür. 2016 ve 2017 yıllarında dünyada 51.sırada olan Türkiye, 2018’de 73. ve 2019’da ise 79.sıraya gerilemiştir.

Türkiye’de İngilizce devlet sınavlarından sorumlu olan ÖSYM verilerine göre ise 2019’da YDS’ye 85 bin 9 kişi girmiştir. Sınava girenlerden sadece 18 bin 196’sı 70 üzeri puan(geçerlilik puanı) alabilmiştir. Yüzde 80’lik dilim başarısız olmuştur. Diğer bir alan sınavı olan YÖK dilde ise barajı geçme oranı yarı yarıyadır. Genel olarak İngilizce sınavlara girme oranının ise gitgide düştüğü de belirtiliyor.

EUROSTAT tarafından yapılan araştırmalarda da Türkiye hayli geride. Bu araştırmalara göre Türkiye’de 2007 yılında yabancı dil bilmeyen oranı 75.5, 2011 yılında ise 81.8’dir. Bu araştırmalara göre Türkiye 35 ülke arasından en az dil bilme oranına sahip. Avrupa’da yabancı dil bilmeyenlerin ortalaması ise yüzde 35.3. İsveç’te ise nüfusun sadece yüzde 3’ü hiç yabancı dil bilmiyor.

Türkiye’deki bu gerilemenin başlıca sebeplerinden birinin AB’den siyasi açıdan uzaklaşmamız olduğu düşünülüyor. Türkiye’de verilen İngilizce eğitim verimliliği ise bir diğer sebep.

Türkiye’de İngilizce Eğitimi Başarılı mıdır?

TEDMEM’e (Türk Eğitim Derneği) göre ortalama bir öğrenci öğrencilik hayatı boyunca 1296 saat İngilizce dersi görmektedir. Bu 1296 saatin yüzde 55’i ilkokul ve ortaokulda (720 saat), geri kalan yüzde 44,45’lik dilimin ise (576 saat) lisede olduğu belirtiliyor.

Dil ile ilgili çalışmalarıyla bilinen Prof.Dr.Özcan Demirel’e göre ortalama 12 yılda 1000 saat dil eğitimi almaktayız. Özcan sözlerine “Peki bu kadar saat eğitim almamıza rağmen eğer dünya genelinde hala İngilizce bilmeme oranında ortalamanın altındaysak, yapılan bir yanlış var demektir.” diye devam ediyor. Bu verilere göre Türkiye İngilizce eğitim konusunda hayli başarısız. Özcan dil öğrenme metotlarının değiştirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

2019 yılında yapılan Dünya İngilizce Yeterlilik Endeksi’nde Türkiye 100 ülke arasından 79. Sırada yerini aldı. Yukarıda da paylaştığımız verilere göre Türkiye dil eğitim verimliliği oranında hayli geride bulunmakta.

Türkiye’nin İngilizce eğitim konusunda başarısız olmasının bir sebebi ise kullanılan yanlış metotlardır. İlkokul 2.sınıftan başlayan yanlış dil eğitimi öğrencileri mezun edene kadar A1 seviyesinde dil eğitimi vermekte. Öğretmen genel olarak dilbilgisi konularına ağırlık vermekte ve sınavları ezber ağırlıklı olmakta. Öğretmen de müfredata uyum sağlamak zorunda olduğu için böyle yapmakta. Komple bir değişiklik yapılması söz konusu. İngilizce dil eğitimde efektifliği arttırmak için müfredatı değiştirerek başlanılması düşünülüyor. Ağırlığı teorik dilbilgisi yerine öğrencinin pasif moddan aktif moda geçeceği bir sistem tasarlanabilir. Dinleme, okuma ve konuşma aktivitelerine daha fazla önem vererek dil öğrenme sürecinde gelişmeler kaydedilebilir.

Dünya Yabancı Dil Bilme Oranı Nedir?

Globalleşen dünyada iletişimin kolaylaşmasıyla beraber yabancı dile verilen önem arttı. Şuan günümüzde çeşitli Türk şirketleri birçok ülke ile işbirliği yapmakta. İş ilanlarında da bu hayli görünüyor. Artık şirketler İngilizceyi zorunlu olarak görüyor bunun yanı sıra ikinci bir yabancı dil de istiyorlar. Türkiye’de en çok aranan dillerden bazıları şunlardır: İngilizce, Arapça, Rusça ve Almanca.

Bu dillere olan rağbetin artması Türkiye’nin coğrafi konumundan kaynaklanıyor. Arap Yarım Adası’na bulunan yakınlığımız, Rusya ile olan inşaat ilişkilerimiz ve otomotiv sektöründe ileri gelen Almanya ve AB’ye girme çabalarımız. Artan ilişkiler dil öğrenmeyi bir zorunluluk haline getiriyor.

EUROSTAT verilerine göre Avrupa Birliği’nde dil bilme oranı %65 civarında. Bu, sokakta çevirdiğiniz her 100 yetişkinin 65’inin yabancı dil bildiği anlamına geliyor. Daha detaylı inceleyecek olursak:

AB’de yabancı dil bilme oranı en yüksek olan ülke İsveç. Verilere göre İsveç halkının %97’si en az bir yabancı dil bilmekte. İsveç’i yüzde 96’lık oranla Letonya, Danimarka ve Litvanya takip ediyor. AB’de yabancı dil bilme oranı en düşük ülke ise İngiltere. İngiltere’de yetişkinlerin %35’i dil bilmekte. Bu da 55,98 nüfusa sahip olan İngiltere’nin yaklaşık 19.600.000’sinin en az bir yabancı dil konuştuğunu gösteriyor.

EF İngilizce Yeterlilik Endeksi 2018’ göre dünyada yabancı dil bilme oranında İsveç ilk sırada. İsveç’i Hollanda ve Singapur takip ediyor. Yapılan araştırmada 88 ülke yer almakta ve Türkiye 73. Sırada bulunmakta. En son sıralarda ise Özbekistan, Irak ve Libya bulunmakta.

blank
Türkiye ve Avrupada Yabancı Dil Bilme Karşılaştırması

Dünyada En Çok Yabancı Dili Hangi Millet Bilmektedir?

Dünyada en çok yabancı dil bilen millet AB’de İsveç’tir. İsveç’in nüfusu 10.23 milyondur ve %97’si en az bir yabancı dil bilmektedir. İsveç’i Letonya, Danimarka ve Litvanya takip etmektedir. Bu ülkeker genel olarak aynı zamanda refah seviyesi en yüksek ülkeler arasındadır.

Bu ülkelerin yabancı dil bilme oranında hayli gelişmiş olmalarının sebebi birkaç başlıkta incelenebilir. Bunlar: Eğitim, nüfus, ekonomi ve refah seviyesi

  1. EĞİTİM

Eğitim hayatımız boyunca devam eden bir süreçtir. Eğitim sadece okulla başlamaz ve okulla bitmez. İsveç’in eğitim konusunda hayli başarılı olmasının sebebi iyi bir eğitim bakanına ve metodolojiye sahip olmasıdır. Nüfusun az olmasıyla beraber öğrenciye verilen değer artmakta ve bireyselci bir eğitim metodu takip edilmektedir. Bu sayede eğitime verilen değer artmakta ve meyveleri alınmaktadır.

İlk uygarlıklardan beri eğitime önem verilmesinin bir nedeni de iyi bir toplum yetiştirmektir. İyi bir toplum demek iyi insanlar demektir. Bu sebeple hem ülke gelişecek hem der refah seviyesi artacaktır. Eğitim seviyesinin düşük olduğu ülkelere bakacak olursa refah seviyesinin de hayli düşük olduğunu görürüz (Hindistan, Romanya, Macaristan, Güney Afrika vb.) Türkiye ise 78. Sırada yer almakta. İlk sıralarda ise Yeni Zelanda, Norveç, Finlandiya ve İsveç bulunmakta.

Eğitim seviyesi yükseldikçe yabancı dil bilme oranı da yükselmekte. İsveç en çok yabancı dil bilme oranına sahip. İsveç’in yabancı dil bilme oranında en yüksek sıralarda yer almasının diğer bir sebebi ise eleştirel, öğretici ve öğrenciyi aktif pozisyona sokan bir eğitim görüşünü benimsemesi. Bu sistemde öğretmen sadece anlatıcı değildir. Bunun aksine yol gösterici yani bir rehberdir. Öğrenciler öğretmenin verdiği bilgileri tartışırlar ve eleştirirler. Böylece eğitim gerçekleşmiş olur.

  1. NÜFUS

Nüfusun eğitim ve yabancı dil bilme oranı ile ilişkisi vardır. Eğer nüfus az olursa haliyle bireye verilen önem artacaktır. Hindistan ile İsveç’i karşılaştıralım. İsveç 10,23 milyon nüfusa sahipken Hindistan 1,353 milyar nüfusa sahip. Hindistan’da sınıflar 70-80 kişilik iken İsveç’te 10-15 kişiliktir. Hindistan’da Kast sistemi devam ederken İsveç’te toplum sınıflandırması yoktur. Görüldüğü üzere eğitime verilen önem ile nüfus arasındaki bağlantı hayli açıktır.

Sınıf mevcutları ne kadar az olursa öğretmen o kadar fazla öğrenci ile ilgilenebilir. Dersler verimli geçer ve öğrenci başarılı olur. Öğrencinin endişesiz bir öğrencilik hayat geçirmesi ise başarılarını olumlu yönde etkileyecektir. Öğrenci derslerinde ve spesifik olarak yabancı dil derslerinde daha fazla söz hakkına sahip olacaktır.

Türkiye’de her ne kadar sınıflar ortalama bir mevcuda sahip olsa da verilen yetersiz yabancı dil eğitimi asıl problemdir. Bu problemin önüne geçmek için diğer ülkelerin izlediği eğitim politikaları takip edilebilir. Buna ek olarak öğrencinin lise yıllarında hayatına hiçbir işine yaramayacak dersler görmesi yerine meslek odaklı bir eğitim modeline geçilebilir.

  1. EKONOMİ VE REFAH SEVİYESİ

Dil kurslarının ve kitaplarının pahalı olması öğrencileri hayli olumsuz etkilemektedir. Çok pahalıya satılan setler, kitaplar ve yüksek fiyatlar isteyen dil kurumları bu noktada problemdir. Ekonominin yabancı dil ile olan ilişkisi bu noktada başlamaktadır. Kitaplara ve diğer şeylere para yetiştiremeyen öğrenci pes etmekte ve motivasyonunu kaybetmektedir. Ardından sınavlarda başarısız olmakta ve yabancı dili öğrenememektedir.

Refah seviyesi her ne kadar ekonomi ile bağlantılı olsa da gençlere dayatılan yaşam tarzı ihmal edilmemelidir. Gençler geleneksel hayata bağlı kalıp kendilerini bir noktada sabitlemektedirler. Büyüklerinin dediği gibi devlette bir memur olmak için senelerce çabalayıp, monoton bir hayat sürmektedirler. Hayat kalitesinin artması bir bakıma eğitim ile bağlantılıdır. İyi bir eğitim ile donatılmış birey hayatta karşılaştığı problemlere karşı analitik düşünebilir ve mantıklı kararlar verip problemi atlatabilir.

Yabancı dil öğrenme noktasında refah seviyesinin yüksek olması ve ekonomik olarak iyi seviyede olmak hayli öneme sahiptir. Maddi sıkıntıları düşünmeden öğrencilik hayatı geçiren biri ile(İsveç’teki bir öğrenci buna örnek olabilir), Hindistan’da küçük yaşlarda çalışmaya başlayıp, yoksulluk içinde büyüyen birinin dil öğrenme süreçleri hayli farklıdır. Biri rahat bir şekilde dil öğrenirken diğeri karşılaştığı problemler yüzünden erken pes eder.

 

Özetleyecek olursak: Yabancı dil bilme oranı yüksek olan ülkelere baktığımızda aynı zamanda refah, eğitim ve ekonomi açısından da iyi olan ve gelişmiş ülkeler ile karşılaşıyoruz. İsveç, Danimarka ve Letonya gibi. Yabancı dil bilme oranında düşük olan ülkelere baktığımızda ise gelişmekte olan ülkeleri görmekteyiz.

Evde İngilizce Öğrenmek Mümkün müdür?

Evet, evde İngilizce öğrenmek mümkündür. Aşağıda bahsedeceğimiz yöntemlerle siz de Evde İngilizce öğrenebilirsiniz. İngilizce seviyeleri ve İngilizce dilinin tarihini bilmek bir başlangıç yapmak için yeterlidir.

KLASİK FAKAT ETKİLİ BİR YÖNTEM: OKUL YÖNTEMİ

Bu yöntem okullarda kullanılan yöntemler ile aynı. Okulda ilk olarak grammar görürdük ve ardından bazen de olsa ses kayıtları dinlerdik. Bu yöntem pek tavsiye edilmez çünkü hayli dezavantajları mevcut. Gelin bu yöntemlere biraz ekleme yapalım. İlk olarak Grammar(Dilbilgisi) ile başlayalım. Grammar öğrenirken CEFR uyumlu bir kitap kullanmakta fayda var. Ayrıca bilinen bir grammar kitabını satın alabilirsiniz. Bir konuyu çalıştıktan hemen sonra egzersiz çözelim. Bu sayede pratikleştirelim.

Listening için ise sesli kitaplar harika bir kaynak. Bu noktada çeşitli siteler bulunmakta. İnternette English audiobooks diye aratmak yeterli. Bu yöntemde dikkat edilmesi gereken nokta olabildiğince dinlemek ve sesli okumaktır. Kitabı dinlerken kitabı takip edin. Ardından kitabı takip etmeden dinleyin.

Speaking için ise ana dili İngilizce olan hocalar ile konuşmak harika bir yöntem. Bu yöntem sayesinde hem telaffuz hatalarınızı düzeltebilecek hem de akıcılık kazanacaksınız.

Writing için kullanılabilecek bir yöntem bir konu üzerine detaylı araştırma yapmak ve yazmaktır. Basit yazılardan başlayabilirsiniz. İlk önce bir konu belirleyin ve üzerine araştırma yapın, not tutun. Şimdi bu notların özeti olacak şekilde makale (essay) yazmaya çalışın. Eğer writing’de hiç bilginiz yoksa yardımcı bir kaynak kullanmakta fayda var. Bunun için kitaplar ve Youtube kanalları bulunmakta.

Reading için ise bolca okuyun. İngilizce gazete, dergi, makale ve roman okumaya çalışın. Bilmediğiniz kelimeleri not edin ve deftere geçirin

Özetleyecek olursak:

  • Grammar öğrenin. (CEFR uyumlu ve bilinen grammar kitaplarını kullanabilirsiniz.)
  • Listening için sesli kitap kullanın. ( Google’da How to learn English with Audiobooks diye aratmanız yeterli.)
  • Speaking için ana dili İngilizce olan kişiler ile konuşun, yanlışlarınızı düzeltmelerini isteyin.
  • Writing için bir konu üzerine araştırma yapıp essay yazın.
  • Reading için ise elinize geçen bütün İngilizce kaynakları okumaya çalışın.

 

Medyabey

Medyabey.com medyayı daha çok da TV ve yerli dizileri odağına alan bir mecradır. Sitemizde dizi haberlerine, dizi eleştiri ve yorumlarına da ağırlıklı olarak yer verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu