Yazarlarımız

Yeni bir ilişkiye hazır olmak ne demek?

Etrafımıza baktığımızda tonlarca ilişki kalabalığı görüyoruz. İlişki kalabalığı diyorum çünkü her on ilişkiden neredeyse dokuzu ilişki değil, ilişkicik. Bir ilişkimiz var zannediyoruz hepsi bu.

İlişkiciklerin temelinde ise o ilişkiye hazır olmadan başlanılması yatıyor. Bir önceki ilişki, çeşitli sebeplerden ötürü bitti ve yalnız kaldık. Yalnız kaldıktan belirli bir süre sonra bir başkası çıktı karşımıza ve sözde aşkımızı yaşamaya başladık ve yalnızlığımız giderildi.  Çoğunluğa bakıldığında ise giderilen yalnızlık doyum noktasına ulaştığında mevcut ilişki de bir şekilde bitiyor ve yine bir sonraki geliyor, kısır döngü devam ediyor. Ya da ilişki bitmiyor ama mutsuz bir şekilde birlikte olunmaya devam ediyor.

Bir ilişkiye hazır olmak…

Yeni bir ilişkiye hazır olmak demek, kalbinin demlenmesi demektir. Kalbinin demlenmesi ile birlikte ruhunun ve kalbinin aşk enerjisi ile coşması demektir. Geçmişin izleri kalmamıştır, yaşanılan travmalar deneyime dönüşmüştür ve şimdi bu deneyimleri bir sonraki adımda muazzam bir şekilde kullanmak demektir.

Maalesef ki biz, bir ilişkinin ardından adına yas dediğimiz duygu durumunu yarım yamalak yaşayıp, yaşadığımızı zannedip hayatımıza hemen birisinin girmesini istiyoruz. Ve giriyor da. Ne oluyor biliyor musun? İçten içe farkında olmadan kıyaslamalar başlıyor. Bir önceki kişi ile yaşanılan şeylerin kıyası. Bir ilişki deneyimledin ve o ilişkide neyin nasıl olması gerektiğini öğrendin ve öğrendiğin şeyleri de yeni ilişkide yaşamak istiyorsun. Ne yazık ki kaçırdığın nokta burası oluyor. deneyimlediğin ve öğrendiğin şeyler sadece karşındaki o insan ile ilgiliydi, genel aşk kanunları değil. Ve şimdi karşında yeni, bambaşka bir insan var. Öğrendiğin şeyler evrensel bir kanuna dönüşemez çünkü başka bir ruh ile yeni deneyimlere başlıyorsun.

Hesap vermelerin, kıskanmaların, aldatılmaların olduğu bir ilişki deneyimledin ve bunu öğrendin diyelim. Öğrendiğin şeylerin bilinçaltındaki yan etki kodları ise; güvensizlik ve şüphecilik oluyor. Durum böyle olunca da aradaki sevgi tam anlamıyla oturmuyor fakat biz oturduğunu zannediyoruz. Zannettiğimiz bu durum sadece bilinç üstünde yani düşüncelerde olmuyor, istemsiz bir şekilde hareketlerimize de yansıyor. Karşımızdaki insanı sevdiğimizi söylesek te en ufacık bir durumda kurmacalar başlıyor. Arayıp sıkboğaz etmeler, trip atmalar falanlar filanlar… Ve buna aşk, bir ilişki diyoruz. Etrafına detaylı bir şekilde bakarsan göreceksin.

Kalbini demlendirmediğin zaman ne oluyor biliyor musun? Sadece kendine değil, karşı tarafa da zarar vermiş oluyorsun. Kendimden bir örnek; yıllar önce içinde bulunduğum ilişki karşı tarafın ‘başkası ile evleneceğim’ cümlesi ile bitmişti. Ve tabii benim bilinçaltım, ruh halim alt üst olmuştu. O dönem kontrol edemediğim enerjim ile kısa bir süre sonra başka bir ilişkiye başladım. (sözde kendimi hazır hissediyordum)

Başta her şey güzel görünürken içimdeki güvensizlik duygusu beni dürtmeye başladı. Nasıl olur da her şey yolunda gidebilir? İnanmadığım için saçma sapan şeyler yaptım ilişki içerisinde ve hem kendime hem de karşımdaki insana zarar vermiş oldum. Tabii ki karşımdaki insanın da bana yapmış olduğu çirkinlikleri geçiyorum fakat burada asıl çirkin olan nokta, egomun beni ele geçirmesiydi. Karşımdaki insan benden ayrılmadan önce ya ben ayrılacaktım ya da sorunlar çıkartıp ilgiyi üzerimde tutacaktım… Zaman geçti ve kendi içimdeki noktalara dokunduktan sonra neyin ne olduğunu daha net görebildim. Pişman mıyım? Asla! Harika dersler çıkarım kendimle ilgili. İyi ki yaptığım hataları yapmışım da bu bilince ulaşabilmişim ve gerçek aşk’ın öyle bir şey olmadığını anlamışım.

Çünkü gerçek aşk acı vermez. Coşturur, parlatır, neşe verir, üretken hale sokar seni. Dönüp baktığımda o dönemde acıdan başka bir şey yaşamamışım. Neyin acısı peki? Bilinçaltımın, yüzleşmekten kaçtığım noktaların ve demlenmemiş kalbimin acısı…

Yapılması gerekenler;

  • İlişkin bittiyse, hissettiğin şeyleri bastırmadan yaşa. Acının da insan ruhu için güzel ve gerekli tarafları vardır çünkü.
  • Ne kendini ne de bir başkasını suçlama.
  • Olanı olduğu gibi kabul et.
  • Bana bunu nasıl yaparsın duygusu ile karşı tarafa saldırma, o da bir insan unutma.
  • Nadasa bırak kalbini, bırak yaşasın hissettiği acıyı sonuna kadar. Sadece anlam yükleme acılarına, izle ve çıkmasına izin ver.
  • Bu ilişkiden öğrenmem gereken şeyler nelerdi diye sor kendine, cevabı zaman içerisinde bulacaksın acele etme, kaçırdığın bir şey yok. Ve sonra o doğru zaman geldiğinde yani hazır hissettiğin zaman yepyeni bir ruh eşin ile devam edeceksin yoluna. Keşke’lerin iyi ki’lere dönüşecek ve bambaşka bir şey yaşayacaksın. Ve o noktada tüm geçmişine teşekkür edeceksin hem de kalpten!

UNUTMA;

  • Gerçekten aşkı deneyimlediğin hissettiğin zaman, karşındaki insana bağımlı değil bağlı olursun.
  • Aşk ile uyumlandığında karşındaki insan senin mutluluk kaynağın olur ve onun adına tüm seçimleri için sevinirsin, bu senden gitmesi de olsa. Çünkü sen sadece saf sevgidesindir ego yoktur.
  • Hangi ve nasıl bir ilişki içerisinde olursan ol kendine ve karşındakine karşı açık ol. Hissettiklerini net bir şekilde dile getir, karşı tarafın anlamasını bekleme. Herkes her şeyi her zaman anlamak zorunda değil, o da bir insan.
  • Ve kendine karşı dürüst ol. Ömür boyu bir kişi ile zaman geçirme zorunluluğun yok. Birlikte gelişmeyi seçersen bu aşk enerjisi ile ömür boyu da sürebilir ama buna saplantılı hale gelme. Hislerin bittiyse önce kendine sonra karşındaki insana bunu söyle. Karma sadece eylemlerimizde değil, söyleyemediğimiz hislerimizde de işliyor. Bugün içinde sakladığın ve ertelediğin her şeyi ileride başka başka açılardan yansıma olarak alacaksın.
  • Ve sen çok değerlisin unutma!

 

CAN PERİMCEK/MEDYABEY

SPİRİTÜEL DANIŞMAN & YAŞAM KOÇU

İnstagram: cperimcek

Twitter: @canperimcek

 

 

Medyabey

Medyabey.com medyayı daha çok da TV ve yerli dizileri odağına alan bir mecradır. Sitemizde dizi haberlerine, dizi eleştiri ve yorumlarına da ağırlıklı olarak yer verilmektedir.

3 Yorum

  1. İlişkilerimde neden niçinlerle baskıcı olmadım hiç sorgulamadim yargılamadim. Kendimden çok mutluluğu vermek için çaba harcadım bundan mutsuz olmadım. Ama sökük nerden nasıl oldu bilemedim dikiş tutmadı. fazla duygusallikla mutsuzluklar aldım kalbime. Karşımdaki rahat bıraktım yeri gelince sevgi verdim ödün verdim. Yol geçen hanı değil benim hayatım ve kalbim. Girmek kolay değildir. Duvarlarımi ben istersem yikarim. Sorguladiğım kendim için neden doğru insanı seçememem oldu. Sevgiyle heyecanla gelişler sonrası hiç birşey demeden giden az sevgilim oldu sorun ne bensem söyler gidersin gitmek istersen de. Sen cok fazla iyisin diyerek Kayboluşlar. Nerde eksiğim hatam ne. Çok sordum kendime açığı nedeni bulamadım. Elime kalan hüzün ve nedenini sorgulayıp bulamamak. Yarım kalıyo bişiyler. Kendim için doğru olanı bi türlü bulamadım. Arama içine de girmedim. Bi şekilde döngü aktı kendiliğinden. Ego sıfır ve elde yarım kalan ben ve ilişki. Yine de her güne yeniden başladım. Sonuç değişen bişiy yok.

  2. Türkiye’de böyle analizler yapan ve bu bakış açısına sahip olan birilerinin varlığı beni çok mutlu ediyor. Sevgiyle ♥️

  3. Yazı bütünü dört mevsim gibi. Ve son cümlede kalbe bahar geliyor 🙂 ‘Ve sen çok değerlisin unutma.’ Hatırlamak kimlerin ışıklarını yakmış, kimleri aydınlatmıştır bilmiyorum ama bir bile önemli bi sayı. Teşekkürler 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu